| Size Özel Msn Hemde Ücretsiz isim@SiberAsk.Org |
|
 |
 |
Okunma |
|
300
|
Hepimizin içinde kıskanma duygusu vardır. Zaman içinde bu duygumuzu eğitebilir ve dozunu ayarlayabiliriz.

Eşler arasında bazen şiddetli kavgalara ve hatta ayrılıklara neden olan
kıskançlık; bireyin üstesinden gelemediği bir ruhsal durumdur.
Çocukluktan itibaren gözlemlediğimiz, incelediğimiz her şeyi belleğimize
kaydederiz. Bunun içinde ailemizin davranışları önemli yer tutar. Eğer
büyürken anne ve baba arasında kıskançlık sorunu gözlemlediysek,
içimizde var olan bu duyguyu kullanmaya dair bir fikir ediniriz. Bunun
doğru veya yanlış olduğunu düşünmeden, bir davranış biçimi geliştirir ve
aklımızın derinliklerine gömeriz.
Zaman geçip büyüdüğümüzde, yaşadığımız ilişkinin içine bildiğimiz
davranış biçimlerini yerleştiririz. Ailemizde yaşanan olaylara benzer
veya onu anımsatacak durumlarla karşılaştığımızda, içimizdeki kıskançlık
harekete geçer.
Kıskançlığın altında yatan en belirgin nedenlerden birisi; kaybetme
korkusudur. Çiftlerden biri bu duyguyu yoğun olarak hissettiğinde, yani
eşini kaybedeceğini düşündüğünde, kıskançlık duygusu hemen ön plana
çıkar ve normalde vermeyeceğimiz tepkiler vermemize neden olur.
Güven duygusu, kıskançlığın ortaya çıkmasına zemin hazırlayan
etkenlerden biridir. Hem kendine güvenmemek, hem eşine güvenmemek,
ilişkilerin huzurunu bozabiliyor.
Kıskançlık duygusu içten içe ruhumuzu kemirmeye başladığında, önüne
geçmemiz gerekir. Yaşadığımız ruhsal durumun farkına varıp, kendimizi
dizginlemeye ve mantıklı düşünmeye yönelmeliyiz.
Kıskançlık, bir volkan gibi dipten ısıyı arttırarak, ilk bulduğu
çatlakta patlar ve sevdiğimiz kişiyi de içine alarak yakmaya başlar.
| Size Özel Msn Hemde Ücretsiz isim@SiberAsk.Org |
|
Yorumlar |
|
|
|
Rastgele Konular |
Son Eklenenler |
|
|
|
|
 |